Konuya farklı pencerelerden bakan “Farklı Hukuk Disiplinleri Gözüyle Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması” kitabı İngilizce olarak yayımlandı. Türkçesi hakem denetimli olarak 2024 yılında yayımlanmıştı.
Bilişim teknolojileri ile endüstriyi bir araya getiren ve dijital devrim üzerinde yükselen dördüncü sanayi devriminin merkezi teknolojilerden biri olarak tanımlanan Yapay Zeka şüphesiz teknolojik bir devrimi işaret ediyor. Devrim çünkü tüm toplumsal üretim süreçlerini değiştirmekle kalmayacak, bizzatihi kendisi üretici güç bileşeninde ön sıraya geçecektir… Ancak insanlık tarihi açısından çok önemli bir aşamayı temsil eden bu devrimi kontrol altına almaya çalışan AB’nin nispeten önemli çabasını kenara koyarsak, Yapay Zeka hukukunda küresel bir gelişmenin çok uzağında olduğumuz anlaşılıyor.
Bu kısa yazıda sadece Yapay Zeka Kanununda Yapay Zeka’nın riskleri ve kötüye kullanımına karşı geliştirilen hukuki stratejiye ve genel olarak Yapay Zeka gelişim sürecindeki risklerinin kontrol altına alınabilme ihtimaline değineceğim.
Konuyla ilgili olarak çalışmaya başladığımda 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma mevzuatını Türk telif hukuku açısından değerlendiren bir makale veya tezle karşılaşmadım. Oysa kültür varlıklarının büyük çoğunluğu telif hukuku kapsamında “eser” niteliği taşımakta, anonimleşen eserlerin işlenmesi, çoğaltılması gibi konular ise doğrudan telif hukukunu ilgilendirmektedir.
Sinema ve televizyon alanında çok zengin bir dönemi yaşıyoruz. Özellikle Netflix gibi çevrim içi internet film platformları sinema ve televizyon alanına büyük bir canlılık getirmiş durumda.
Teknolojinin inanılmaz bir hızla gelişerek iletişim dünyasında devrim yaratması; bir yanda klasik eğlence alanları yanında yeni eğlence imkanlarını geliştirirken diğer yandan farklı eğlence imkanlarını
Film yapım bütçesi sağlama ve riskleri paylaştırma imkanı sunması açısından ortak film yapımları hızla gelişmektedir.
Televizyon program format haklarıyla ilgili Yargıtay ilk kararlarını vermeye başladığı zaman konuyu ilgiyle takibimize almıştık.
Senaryo telif sözleşmeleri esnasında kısmen de olsa şahitlik ettiğim senaryo yazım süreçlerini gördüğümde hayrete düşmüştüm.
Müzeciliğin hukuki çerçevesi esas itibariyle, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (KTVKK) tarafından çizilmiştir. Ancak kültür varlıklarının aynı zamanda sanat eseri niteliği taşıması yönünden özel müzeciliğin Fikri Mülkiyet Hukuku’yla (FMH) da yakın ilgisi vardır.
Kültür varlıkları kavramının tanımı 5863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (KTVKK)’da yapılmıştır. Bir ürünün telif hukuku kapsamında eser olup olmadığı ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda (FSEK) yapılmıştır. Tarihi kültür varlıklarının büyük çoğunluğu aynı zamanda Türk telif hukukunu düzenleyen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eserlerdir.
Son dönemlerde yaygınlaşan dijital müze kurulumunda ciddi artış görülmektedir. Bu kapsamdaki haklar, yukarıda belirttiğimiz gibi doğrudan telif hukuku kapsamındadır. Keza konu erişim hakkını güvence altına alan uluslararası sözleşmelerle de doğrudan bağlantılıdır.
Copyright © İnanıcı - Tekcan Avukatlık Bürosu
Mahmut Yesari Sok. No:47 Koşuyolu 34718 Kadıköy/İSTANBUL - Tel : 0 216 340 82 15 - Fax : 0 216 340 82 20